Ara
  • Mehmet Deniz Fansa

Ilmi Sima Fizyonomi Yüz okuma Sanati


Ağzınız kalbinizin tertemiz olduğunu söylese de kulaklarınız veya çene yapınız onu yalancı çıkarabiliyor. Gerçek kimliğimizin kendini görünür kıldığı, zihinsel/ruhsal varlığımızın fiziksel bir niteliğe kavuştuğu yüzümüz duygularımızın ve sağlık durumumuzun kendisini aşikar ettiği ilk yer. Yani yüzümüz okunmayı bekleyen bir kitap gibi...

Yüzünüzün şekli, bakışlarınızın derinliği, dudaklarınızın rengi; duygusallık düzeyiniz, yalana meyletme ihtimaliniz, problemleri çözme yollarınız, ne kadar paragöz olduğunuz, hırslarınız, tutkularınız ve iletişim becerileriniz gibi pek çok karakter özelliğine dair ipuçları veriyor.

Antik Çin’de ve Antik Yunan’da kullanılmaya başlanan ve günümüzde de popülerliğini sürdüren yüz okuma sanatıyla yüz çizgileriniz ...

Gözler yalan söylemezmiş; ama yüz okuma sanatına bakılırsa yüzünüzde gözler haricinde yalan söylemeyen onlarca bölge ve çizgi var. Dudaklarınızın sakladığını kaş biçiminiz, göz şekliniz ya da alnınız ele verebiliyor. Ağzınız kalbinizin tertemiz olduğunu söylese de kulaklarınız veya çene yapınız onu yalancı çıkarabiliyor. Gerçek kimliğimizin kendini görünür kıldığı, zihinsel/ruhsal varlığımızın fiziksel bir niteliğe kavuştuğu yüzümüz duygularımızın ve sağlık durumumuzun kendisini aşikar ettiği ilk yer. Yani yüzümüz okunmayı bekleyen bir kitap gibi...

Yüzünüzün şekli, bakışlarınızın derinliği, dudaklarınızın rengi; duygusallık düzeyiniz, yalana meyletme ihtimaliniz, problemleri çözme yollarınız, ne kadar paragöz olduğunuz, hırslarınız, tutkularınız ve iletişim becerileriniz gibi pek çok karakter özelliğine dair ipuçları veriyor.

Antik Çin’de ve Antik Yunan’da kullanılmaya başlanan ve günümüzde de popülerliğini sürdüren yüz okuma sanatıyla yüz çizgileriniz, kulaklarınız, çeneniz, dudaklarınız sizin hakkınızda pek çok doğruyu gün yüzüne çıkarıyor. Doğu kültüründe ‘ilm-i sima’ diye bilinen, bugün ‘fizyonomi’ olarak adlandırılan yüz okuma sanatı günümüzde iş dünyasında, emniyet kuvvetlerinde, istihbaratta, psikolojide ve iletişim alanında kişileri tanıma ve karakterleri analiz etme işinde kullanılıyor.

Ancak yüz okuma sanatı, azaların belirli özelliklerine kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda eğitim gören fizyonomi uzmanları yüzün her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmek yanında, organların bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar. Aynı zamanda bir yüz okuyucusu olmak için coğrafi ve iklim koşullarının, kalıtımın, gelişimin yüz şekli ve organları üzerinde oynadığı rolü de hesaba katmak gerekiyor. Yani yüz okuma sanatı, kısıtlı kurallarla hemen sonuç alınan basit bir yöntem olmanın ötesinde, içinde pek çok değişkeni barındıran zorlu bir uygulama alanı.

Fizyonomiyi bir tür fal veya tahmin aracı olarak görmek de hatalı. Geçen yüzyılda yapılan istatistiksel verilere göre yüz okuyarak yapılan karakter tahlillerinde %93 oranında doğruluk saptanmış. Yıllarca süren deneylerin ortak sonuçları ve istatistiksel veriler ışığında en son halini almış bu alan. Aynı zamanda unutulmaması gereken bir nokta var. Fizyonomi uzmanlarına bakılırsa fizyonomi, çevrenizdeki insanların sizin gerçek karakterinizi belirleyebilecekleri ve davranışlarınızı kestirebilecekleri anlamına gelmiyor. Bu alan diğerlerinin sizi nasıl gördüğünü, yani dış dünyada nasıl algılandığınızı anlamanıza imkan veriyor sadece. Karşınızdakinin birkaç yüz çizgisine bakarak onun bir düzenbaz olduğuna karar vermek ya da size düşmanca hisler beslediğine kanaat getirmek gibi peşin hükümlerden de olabildiğince kaçınmak gerekiyor. Aksi takdirde yanlış değerlendirmeler neticesinde çevrenizdekileri daha iyi tanımak yerine onları birer birer kaybetme tehlikesi yaşayabilirsiniz.

Yüz Okumanın Tarihçesi

Antik çağlardan beri binlerce yıldır bilgeler yüz özelliklemizin kaderimizi veya karakterimizi belirleyip belirlemediğini merak ettiler. Bu anlamda bir insanın yüz özelikleriyle yaşam çizgisi arasında bir korelasyon olup olmadığını anlayabilmek için yapılan çeşitli çalışmaları bir araya getirdiler. Aristo, Antik Yunan’da fizyonomi üzerine bir kitap yazdı ve yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini inceledi. Homer ve Hipokrat pratik felsefenin antik bir yöntemi olarak yüz okuma hakkında yazılar yazdılar. Ortaçağ’da fizyonomi astrolojiyle birleştirildi ve ilahi sanatların bir parçası haline geldi. Doğu kültüründe de kendine yer bulan yüz okuma, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın, 1756 yılında yazdığı Marifetname’sinde de karşımıza çıkmaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da potansiyel suçluları bulabilmek için krimolojiye ait bir çalışma alanı olarak kullanılan fizyonomi, 20. yy’a gelindiğinde halk arasında yaygın olan bir batıl inanç olarak görülmeye başlandı. Bugünse psikanalizde, istihbaratta, yönetimde ve iletişm alanında etkili bir kaynak olarak kullanılıyor.

YÜZ OKUMA ALFABESİ

Yüzün hangi bölümünün büyüklüğü, küçüklüğü ve biçimi neye işaret eder, öğrenmek isteyenler için ayrıntılı bir kaynak sunuyoruz size. İşte karşınızdakinin sizi nasıl algı-ladığını için anlamak için yüz okuma alfabesi.

ALIN

Geniş: Entelektüel, hayal gücü kuvvetli

Normal: Dengeli, yetenekli

Açık: Sosyal, paylaşımcı, eli açık

Dar: Çok dikkatli, dakik, rakamlarla arası iyi

Dörtgen: İyi kalpli, alçak gönüllü, asil

Dik: Bağımsız

Yuvarlak: Hınçlı, çabuk sinirlenen

Aşırı enli: Kibirli, övünmeyi seven

Bombeli: İnisiyatif sahibi, uyumlu

Çökük: Zorluklara karşı direnci olmayan, ürkek

Aşırı küçük: Cimri, çabuk sinirlenen

Kırışıksız ve düz: Kibarlığa yatkın, dış görünüşe önem veren, süslü

KAŞLAR

Kalkık: Dinamik, hırslı, kolay sinirlenen

Düz: Rahatına düşkün, iyimser, dünyayla barışık

Geniş: Ufku geniş, güvensiz, hassas

Uzun: Güçlü, dirençli

Aşağıya doğru inen: Ters, hoşgörüsüz, kendisinden başka hiçbir fikri kabullenmeyen

Kısa: Sakin karakterli, duygusal, aktif

İnce: Esnek, başarılı, kolay pes eden

Çalı gibi: Güçlü yaradılışlı, başarılı

Kalın ve siyah: Dürüst, alçak gönüllü

Burnun üzerinde birleşen: Çabuk sinirlenen, cimri, dengesiz, maceracı

Kalın, aşağı doğru kavisli: Hayal gücü kuvvetli

Gözlere yakın, hilal şekilli: Ters, başına buyruk

Kavisli ve yüksek: Hayat aşkıyla, enerjiyle dolu

Aşağı doğru: Centilmen, sahiplenici, ciddi ilişkiler yaşayan

GÖZLER

Çukur: Ciddi, gizemli, zaman zaman gaddar, sezgileriyle hareket eden

Burna yakın: Konsantrasyonu kuvvetli, titiz, kararlı

Büyük: Açık, kibar, sözüne güvenilir, tembel

Küçük: Odaklanmış, özel, cesareti ve iradesi zayıf

Ne büyük ne küçük: Asil karakterli

Patlak: Hevesli ve meraklı

Parlak: İhtiraslı

Dış uçları aşağı doğru: Empati yeteneğine sahip, problemleri öngörebilen; bu nedenle de hayal kırıklığına uğramayan, merhametli

Göz rengi:

Koyu kahve veya koyu mavi: Güvenilir, ciddi

Koyu gri: Cimri

Gri: Sadık

Yeşil: İsabetli karar veren, kinci ve son derece kıskanç

Kahverengi: Diğerlerini düşünen, uysal ve uyumlu, zaman zaman sadakatsiz ve işler istedikleri gibi gitmeyince de çabuk sinirlenen

Kestane rengine yakın: Dengeli

Kurşuni mavi: Şair ruhlu, romantik, pratik işlerde başarısız, hayalci ve dalgın

Siyah-kahverengi-yeşil: Enerjik.

Siyah: İhtiraslı, ateşli, coşkulu, kurnaz

Mavi: Hassas, çevresi tarafından çok sevilen, çevrenin sevgisine ve takdirine bel bağlayan, üstlendiği vazifelere pek düşkün olmayan

Göz Kapakları

Görülebilen göz kapakları: Verdiği sözü tutan, ilişkilerde samimiyete ve sadakate önem veren, karşısındaki kişilere karşı da aynı beklenti içinde olan

Az görülebilen göz kapakları: İlişkilerde bağlılığa da bağımsızlığa da eşit derecede önem veren, dengeyi sağlamayı bilen

Görünmeyen gözkapakları: Çok iyi odaklanabilen, kişisel özgürlük alanına çok önem veren ve buna saygı gösterilmesini isteyen Aşırı büyük gözkapakları: Ciddiyetsiz, düşünmeden hareket eden

Alt göz kapakları sarkık: Alkole meyilli

BURUN

Dar: Kontrolcü

Geniş: Kendine güveni tam, iyi bir lider

Dolgun: Güçlü, inatçı, cömert ve sabırsız

Küçük ve kısa: Kibirli, cimri, kötü kalpli

Dışa doğru: Lider ruhlu, idare etmeyi seven ve temsilci ruhlu

Düz ve kalkık: Şehvetli, ihtiraslı

Kambur: Barışçı, cömert, eli açık

İçe doğru: Yardımlaşmayı seven, girişken

Sivri: Çabuk sinirlenen, meraklı

Uzun, ağza kadar uzanmış: Cesur, kahraman, akıllı, adil

Geniş ve düz: Sosyal ama kararsız

Burun deliklerinin duvarları kalın: İyi kalpli

Burun deliklerinin duvarları ince: Hırçın

Burun delikleri geniş: Sinirli

Dairevi burun delikleri: Alçakgönüllü

Burnun alınla birleştiği yer çökük: Şehvetli

DUDAKLAR

Geniş ve düşük: Cömert

Kısa ve kalkık: Gururlu

Büyük: Cesur, savaşçı ruhlu

Ensiz, büyük: Hilekar, yalancı

Aşırı büyük alt dudak: Tembel

İnce, ensiz: Şan ve şöhret tutkunu

Kalın ve kalkık: Ağzı kalabalık

Birbirine çok yakın ve sıkışmış: İtici mizaçlı, geçimsiz

Kalın, sarkık: Zevke ve eğlenceye düşkün

İnce ve düşük: Öz konuşan

Üst dudak ve damak önde: Huysuz ve kavgacı

ÇENE

Geniş: Otoriter, dediğim dedik

Aşırı enli, dörtgen: Acımasız, enerji dolu, kaba

Aşırı yuvarlak: Enerji dolu

Dar: Yumuşak başlı

İkiye ayrılmış: Kararsız

İleriye doğru çıkık: İnatçı, hoşgörüsüz

Gamzeli: İnatçı

Keskin uçlu: Çabuk sinirlenen

Yukarı doğru eğik: Zevkine düşkün

Küçük: Kararsız, tereddütlü

YÜZ ŞEKLİ

Enli, etli ve yuvarlak: İyi kalpli

Aşırı uzun: Kibirli, kendini beğenmiş

Çökük: Kötü ahlaklı

Düz şekilli: Ters, başına buyruk ve bazen zalim

Kemikli ve kare: Tedbirli, zaman zaman acımasız, sert, baskın karakterli

Şişman: Maddiyatçı, eğlenceyi seven ve rahatına düşkün

Uzun ve oval: Aptal, kendini beğenmiş

Aşırı küçük: Bayağı

Keskin hatlı: Alçak hislere yatkın

Küçük: Cesaretsiz ve iradesiz

Balon şekilli: İyi kalpli, alçak gönüllü

Uzun, dikdörtgen: Asil

Kemikli: Çalışmayı seven, ürkek

Üçgen: Az duyarlı

Zayıf: İhtiyatlı, derin düşünceli

Seyrek sakallı: Dengeli

BAŞ

Büyük: Hassas

Uzun, sivri çene ve sivri kafa: Yalancı, yaltaklık etmeye yatkın

Küçük: Duyarsız, hoyrat, incitici

Yukarı doğru ensiz: Pişkin ve yırtık

SAÇ RENGİ

Sarı: Cesur

Bal rengi: Soğuk

Kızıl: Kurnaz

Siyah: Korkak

Divan Edebiyatı’nda Yüz Okuma Sanatı ve Kıyafetnameler

Dış görünüşü, göz, saç rengini inceleyerek insanların huylarına dair çıkarımlar yapan bilim Osmanlı’da “İlmü-I kıyafet’ül beşer” ve “İlmü’l feraset” adıyla anılır. Öte yandan, dış görünüşün iç dünyayı yansıtacağı fikri, Divan edebiyatında “kıyafetname” denilen metinlerin hazırlanmasına yol açmıştır. XV. yüzyılda yaşayan Akşemsettin’in küçük oğlu Hamdullah Hamdi’nin Kıyafetname’si bu eserlerin en bilinenidir. XVIII. yüzyıl ozanı İbrahim Hakkı’nın Marifetname’si ise oldukça meşhur başka bir kıyafetnamedir.

Kıyafetnameler, kumral, siyah saçları, siyah gözleri över. Bu özelliklere sahip kişilere akıllılık, sabır, zekâ gibi nitelikler yakıştırır. Küçük başı akıl azlığına, büyük başı zekiliğe, uzun dili budalalığa işaret gösterir. Parmaklar, dişler, burun, dil, dudaklar, tırnaklar, kulaklar, benler, saçlar, hatta tüyler, renk, şekil, kalınlık ve incelik bakımından anlamlandırılır. Kıyafetnamelere göre güzellik öğesi sayılacak pek çok özellik ise sakıncalar taşır. İri dalgalı saç inatçılık, kıvırcık olan saç da koyun gibi bir bağlılığa işarettir. Ucu kalkık burun hayalcilik ve gurur göstergesidir.

Kıyafetnamelerin söylediğine göre benler bile büyüklükleri, bulundukları yere göre birçok karakter özelliğine ipucu olurlar. Mesela sağ şakaktaki et beni, kararsızlığı; alnın sağ yanındaki ben, güçlü bir belleği ve hızlı kavrayışı, uzun ömrü; alnın solundaki ben, dengeliliği; iki kaş arasında sağda ben, aşka düşkünlüğü, hoşsohbetliliği, iyi bir geleceği; iki kaş arasında solda ben, mantıkla iş görmeyi, duygululuğu; göz kapağındaki ben, hassas bir mizacı; gözün alt kapağındaki ben, meraklı ve kuruntulu bir yaradılışı gösterir.

3,169 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör